Elektrikli Otomobil

1800’den 2022’ye Elektrikli Otomobillerin Efsane Tarihi

1800'lü yıllardan başlayıp bir anda ortadan kaybolan, sonra küllerinden yeniden doğan elektrikli otomobillerin ilginizi çekecek inişli çıkışlı tarihçesi...

Elektrikli arabaların yaklaşık 200 yıldır ortalıkta olduğunu biliyor muydunuz? Çok şaşırtıcı değil mi? O yıllarda elektrikli otomobiller, günümüzün benzinli arabalarından bile önce ortaya çıktılar, on yıl süren kısa bir altın çağlarını yaşadılar, Thomas Edison gibi deha insanları cezbettiler ve hatta ikonik bir spor araba markası bile çıkardılar. (Tesla’dan çok önce… Hangisi olduğunu tahmin edemezsiniz ama ipucu vereyim, bir Alman). Elektrikli otomobillerin şaşırtıcı derecede zengin tarihine bir dalış yaparak, gelin bu hikaye neymiş beraber bakalım.

Neredeyse 200 yıl önce tanıtılan elektrikli arabalar, ilk popüler olma nedenleriyle aynı nedenlerle, bugün de popülerliklerinde büyük bir artış yaşıyorlar.

Elektrikli araçların ortaya çıkışının altındaki nedenler ne?

1800'den 2022'ye Elektrikli Otomobillerin Efsane Tarihi https://huglero.com
İlk buharlı arabalardan Cugnot

O yıllarda buhar gücü, trenlere güç sağlamak ve fabrikalardaki makineleri çalıştırmak için rüştünü kanıtlanmış, denenmiş, gerçek ve hatta vazgeçilmez bir enerji kaynağıydı.

1700’lerin sonlarına doğru üretilen ilk kendinden tahrikli araçların bir kısmı buhar gücüyle çalışmaktaydı; yine de bu teknolojinin verimli şekilde arabalara ulaşması 1870’lere kadar bekledi. Bunun en önemli nedenlerinden bir, buharlı makinelerin kişisel kullanım araçları için hiç pratik olmamasıydı.

Buharlı araçlar oldukça uzun çalıştırma süreleri gerektiriyordu. Bazı zamanlarda soğukta 45 dakikaya kadar ısıtılmaları ve tekrar su doldurulmaları, yanlarında yakacak malzeme taşımaları gerekiyordu, bu da menzillerini oldukça sınırlandırıyordu. İnsanlara buharlı makinenin hantallığından ve verimsizliğinden kurtaracak bir gelişme olmalıydı…

Yine aynı yıllarda, yani 1800’lerde, elektrikli araçlar piyasaya çıktıkça, içten yanmalı motorlarda da yapılan iyileştirmeler sayesinde yeni bir araç türü olan benzinle çalışan araba da piyasaya çıktı. Benzinli arabalar çok umut vaat etse de bir o kadar da sorunları vardı.

Bu araçları sürebilmek için çok fazla manuel çaba ve fiziksel güç gerekiyordu, vites değiştirmek öyle kolay bir iş değildi ve el krankı ile çevirerek ilk çalıştırmanın yapılması gerekiyordu, bu da bazılarının çalışmasını oldukça zorlaştırıyordu. Ayrıca oldukça gürültülüydüler ve sevimsiz bir egzoz yapıları vardı.

Elektrikli arabalarda buhar veya benzinle çalışan bu motorlardaki sorunların hiçbiri yoktu. O yıllarda bile… Çok sessiz, sürmesi ve kontrolü kolay, çalıştırmak için manuel tahrik gerektirmeyen ve dönemin diğer arabaları gibi kötü kokulu çevre düşmanı gazlar yaymayan araçlardı.

Elektrikli arabalar, özellikle kadınlar olmak üzere şehirde yaşayan diğer sakinler arasında hızla popüler hale geldi. Şehirde kısa yolculuklar için mükemmeldiler, şehirlerin dışındaki kötü yol koşulları, her türden çok az arabanın daha uzağa gidebileceği anlamına geliyordu.

1828 – İlk elektrik motoru

ilk elektrik motor - Elektrikli otomobillerin tarihçesi  https://huglero.com

Elektrikli otomobillerin tarihi, yani hikayemiz, 1828’de Ányos Jedlik adlı Macar bir mucidin ofisinde başlıyor. Biz o sıralar Ruslarla cenk halindeyiz tabi…

Şimdi, Ányos aslında bir ‘elektrikli araba’ yapmadı, ama tasarladığı küçük bir model arabaya taktığı bir elektromanyetik cihaz icat etti.

ilk elektrik motorlu platform https://huglero.com

Tasarladığı cihaz bugün bile çalışır durumda ve bir DC motor, yani stator (resimden karmaşık bir yapı gibi görünüyor), rotor ve komütatörden oluşuyor…O zaman Stefan Anyos Jedlik tüm elektrikli motorların ve dinamoların, barajların göllerin babası diyebilir miyiz? Belki.

Benzinli arabalar ana akım haline gelmeden önce, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki ve Avrupadaki mucitler zaten gözlerini elektrikle çalışan motorlara çevirmişlerdi. Macar mucit Anyos Jedlik, elektrik motoruyla çalışan bir model vagon tasarlayan ilk kişilerden biriydi.

1832 – İlk tam boyutlu elektrikli otomobilin icadı

İlk tam boyutlu elektrikli otomobil 3-5 yıl kadar sonra, 1832 civarında üretildi ve Robert Anderson adında bir İskoç Mucit’in sarımıydı. Teknik olarak bugünün standartlarına göre bir ‘araba’ olmasa da, Robert’ın şarj edilemeyen güç hücrelerine sahip elektrikle çalışan arabası, o günün en yaygın ulaşım aracı olan at arabaları göz önüne alındığında kesinlikle büyük bir değişim.

Benzetme yapmak gerekirse bugün içten yanmalı motorların olduğu bir teknolojide birden uçan araba yapıp ortaya çıkmak gibi…

İlginizi çekebilir: Elektrikli Otomobiller Benzinli ya da Dizelden Neden Daha İyi?

Ama Elektrikli Arabaların doğuşu sacede bu değil

İlk elektrikli araba https://huglero.com

Elektrikli otomobilin icadını tek bir mucit veya ülkeye mal etmek oldukça güç. Çünkü bunu sağlayan, yani 1800’lerde yollarda ilk elektrikli aracın ortaya çıkmasına yol açan, bataryadan elektrik motoruna kadar bir dizi icadın zaten yapılmış ve kullanılmayı bekliyor olmasıydı.

1800’lerin başlarında, Macaristan, Hollanda ve Amerika Birleşik Devletleri’ndeki mucitler ve yenilik peşinde koşanlar, pille çalışan bir araç konsepti üzerinde oynamaya başladılar ve ilk küçük ölçekli elektrikli arabalardan bazılarını geliştirdiler.

Yukarıda bahsettiğim İngiliz bir mucit olan Robert Anderson da, aynı zamanda ilk ham elektrikli arabayı geliştirirken, Fransız ve İngiliz mucitlerin ilk kullanılabilir elektrikli arabalarından bazılarını inşa etmeleri 19. yüzyılın ikinci yarısına kadar gerçekleşmedi.

1835 – İlk elektrikli lokomotif

Robert’ın arabasını takiben hızlı ilerleme kaydedildi ve 1835’te Thomas Davenport, ilk Amerikan üretimi DC elektrik motoruyla çalışan küçük bir lokomotifi tanıttı. Bu oldukça önemli bir gelişmeydi, çünkü önceki icatların sadece modeller veya küçük arabalar olduğu yerde, Davenport’un lokomotifi şimdiye kadar tasarlanmış ilk pratikte kullanılabilir olan elektrikli araçtı.

1859 – Şarj edilebilir akünün icadı

1859’da Gaston Planté (ve başka bir model elektrikli araba) tarafından şarj edilebilir kurşun asitli akümülatörün icadı bir yana, Davenport’un lokomotifini takiben elektrikli araç cephesinde işler biraz sessizleşmeye başlamıştı.

1884’e kadar öyleydi. Elektrikli arabayı ana akıma ve inanılmaz popülerliğe fırlatacak iki önemli olay gerçekleşmek üzereydi… 

1884 – Şarj edilebilen ilk elektrikli otomobil

İlk şarj edilebilen elektrikli otomobil Thomas Parker (colored) https://huglero.com
Thomas Parker’s early EV, circa 1895 Wikicommons (Fotoğraf normalde siyah beyaz. Ben biraz renklendirdim.)

Bunlardan ilki 1884’te Thomas Parker‘ın Londra’da kendi yüksek kapasiteli şarj edilebilir pillerini kullanan ilk elektrikli üretim arabasını inşa etmesiyle oldu.

Bunu, 1889-1891’de William Morrison’un, ABD’de çok basit bir elektrikli vagon tanıtması olayı izledi.
22Km/sa azami hıza sahip altı kişilik aracı, elektrikli bir vagondan biraz daha iyiydi, ancak elektrikli araçlara ilginin artmasına yardımcı olan çok büyük bir başarıydı.

Bu başarı, elektrikli araçları ana akım haline getirdi ve sessiz olmaları, sürüş kolaylığı ve kirletici madde içermemeleri nedeniyle tercih edilen ulaşım yöntemi haline getirdi.

Hatta o kadar çok sevilmişlerdi ki, 1900 ile 1912 yılları arasında ABD yollarındaki tüm araçların üçte biri elektrikle çalışıyordu.

Tahmin edebileceğiniz gibi, bu başarı birçok önemli kişinin dikkatini çekti, muhtemelen en önemlisi Thomas Edison’du.
Edison, elektrikli arabaları o kadar çok sevdi ki, onları ‘üstün ulaşım modu’ olarak övdü ve hızla elektrikli piller üretmenin daha iyi yollarını araştırmaya başladı.

Kısa bir not; Ferdinand Porsche’nin Porsche markasını bu dönemde elektrikli bir otomobille ortaya çıkardığını biliyor muydunuz?

1890’lar – Porsche’nin ilk elektrikli otomobili

Bu on yıl boyunca, elektrikli arabalar gerçekten popülerlik kazanmaya başladı. Philadelphia Elektrikli Araba ve Vagon Şirketi öncülüğünde 1897’de New York’ta elektrikli otomobiller taksi olarak kullanılmaya başlandı.

https://huglero.com
Porsche Hub Motor

1898’de Ferdinand Porsche, motoru tekerleklerde olan (hub-mounted)  bir elektrikli araç olan Egger-Lohner C.2 Phaeton‘un yaratıcısı olarak tarihe geçti.

P1 olarak bilinen Porsche’nin bu ilk elektrikli otomobili, 35Km/sa azami hıza ulaşabiliyordu ve 3 beygir bir motora sahipti.

1901 – İlk hibrit otomobil

Piyasaya sürülmesinin ardından, Mr.Porsche elektrikli tekerlek göbeği motoru üzerinde daha uzun süreler çalıştı ve ardından 1901’de bunu yeni bir arabaya bağladı ve bu tekerlekten elektrik motorunu geleneksel bir motorla destekleyerek dünyanın ilk hibrit aracını yarattı.

İşte Edison aynı yılda elektrikli otomobiller için pil üretme çalışmalarına koyuşmuştu.

Elektrikli otomobilin artan popülerliği sonunda, 1900 yılında ABD’de üretilen her 4000 otomobilin % 28’i elektrik olmaya başlamıştı.

Bu araç, Lohner-Porsche Karışımı olarak adlandırıldı. Çok şaşırtıcı değil mi? Geçtiğimiz yıllarda ortaya çıkan Porsche Taycan ve Porsche’nin hibrit yelpazesi, aslında bildiğimizden çok daha uzun bir geçmişe sahip.

1900’lü yılların başına kadar, elektrikli araçların popülaritesini anlayabilmek için o gün ulaşılabilen kişisel araçların gelişimini ve mevcut diğer seçenekleri iyi anlamak oldukça önemli.

20. yüzyılın başında, at hala birincil ulaşım aracıydı. Ancak Amerikalılar daha müreffeh hale geldikçe, etrafta dolaşmak için yeni icat edilen buharlı, benzinli veya elektrikli versiyonları bulunan motorlu araçlara hızla yöneldiler.

1908 – Çöküş dönemi

Ford model T  https://huglero.com
Ford Model T

Elektrikli arabalar, Henry Ford’un dünyaya, ‘dünyanın ilk uygun fiyatlı motorlu arabası’ olarak bilinen Ford Model T‘yi tanıttığı 1908 yılına kadar süren bir altın çağın tadını çıkardı.

Yakıt ikmali daha kolay ve rekabetçi fiyatlı Ford Model T büyük bir başarı yakaladı ve nihayetinde elektrikli otomobilin popülaritesinin sonunu getirdi.

Ford Model T o kadar büyük bir başarı yakaladı ki Henry Ford, piyasaya sürülmesinden sadece 19 yıl sonra, 1927’de 15 milyon adet araç sattı.

Ford Model T’nin ardından elektrikli otomobiller için artık her şey çok sessizleşmiş, suskunlaşmış, sakinleşmiş ve daha bir sürü şeydi.

1920’ler Elektrikli Otomobillerin Avrupa’dan silinmesi

Elektrikli araçların üzerindeki kara bulutlar bir türlü dağılmak bilmiyordu.

Ford’un yarattığı rüzgarın etkisiyle ve ham petrolün uygun fiyatla çıkarılabileceğinin keşfedilmesiyle, ABD ve Avrupa’da benzinli araçların kademeli olarak artması, 30’ların ortalarında elektrikli otomobillerin yollardan tamamen kalkmasına neden olmuştu.

Bundan sonraki süreçte 30 yıl boyunca elektrikli arabaları ne arayan ne soran olacaktı.

1960 ve 70’ler: Elektrikli araçların küllerinden yeniden doğması

Ardından, 60’lar ve 70’lerde benzin fiyatları tavan yaptı … Elektrikli alternatiflerin yeniden ortaya çıkması için bir fırsat doğmuştu. Tam o sıralarda, bu fırsat ateşini daha da körükleyen NASA, astronotları aya gönderdi… Bu astronotlar ne kullanıyordu? Tabii ki elektrikli bir araba…

1971 – Elektrikli araç piyasasına NASA etkisi

NASA’nın Ay’a gönderdiği Apollo 15 ve 16 mürettebatı tarafından kullanılan rover, ilginin birden elektrikli otomobillere dönmesine yol açtı.

Bu mükemmel fırtına, o günlerde ‘ikinci nesil elektrikli arabalar’ olarak adlandırılan rüzgarın ortaya çıkmasına neden oldu.Yeni teknolojiler ortaya çıkmaya başladı, piller daha da gelişmeye başladı ve otomobil üreticileri yeni elektrikli araçlar tasarlamaya başladı.

Bu dönemde esas sorun, yani elektrikli arabaların tekrar eski popüleritelerini kazanamamasının ana nedenlerinden biri olan durum, dönemin ana akım medyası ve hükümetlerinin teknolojinin arkasına geçmemesiydi.

Beklediğiniz gibi, petrol ağırlığınca altın değerindeydi ve bu da onu savunan birçok insanın olduğu anlamına geliyordu. (petrol lobisi)

Ancak Ford Model T durumundan farklı olarak, bu aksilik elektrikli otomobilin takipçisini yok etmedi ve geliştirme çalılmaları ne olursa olsun devam etti.

1973 – Dünyanın ilk şarj edilebilir Lityum-ion pilleri

1973’te İngiliz Kimyager M.Stanley Whittingham dünyanın ilk şarj edilebilir lityum-iyon pillerini icat ettiğinde büyük bir atılım yapıldı… Cep telefonunuz ve günümüzün elektrikli arabaları gibi şeylerde kullanılan pillerin aynısı.

Whittingham, lityum iyon pillerin ‘Kurucu Babası’ olarak bilinir ve tüm bu hikayenin tartışmasız en önemli isimlerinden biridir.

Elektrikli araba için her şey kulağa inanılmaz derecede umut verici gelmeye başladığında, benzin fiyatları düşmeye başladı ve bir kez daha elektrikli araçlara olan ilgi azaldı (Her seferinde Çin’in Bitcoini yasaklaması, sonra bir gün ansızın tekrar yasaklaması, daha sonra hızını alamayıp daha da yasaklaması gibi).

Yine 1973’te, General Motors, daha modern, kentsel bir elektrikli araç için bir prototip geliştirdi ve bu, bu arabaların profilini yeniden yükseltmeye yardımcı oldu.

1974 – CitiCar’ın üretilmesi

Elektrikli Citycar https://huglero.com
Citicar

Ertesi yıl, Sebring-Vanguard adlı firma, CityCar model isimli aracını piyasaya sürdü. 2000’den fazla araç üretildi ve otomobil üreticisi, satışlarda Amerika’nın 6. en büyüğü oldu.

Ancak, benzinli arabalarla karşılaştırıldığında, bugünün 1000hp lik olanlarına zıt olarak, bu eski dönem elektrikli araçlar güç ve hızdan yoksundu.

Bu durum, küresel pazar çekiciliğini toplayamadıklarıdan 1970 ve 80’lerin otomobil pazarlarına benzin ve dizelin hakim olmasına yol açtı.

1979 – Tekrar düşüş

1979’dan itibaren, elektrikli dostlarımız için işler bir kez daha kötüleşmeye başladı.

1997 – Dünyanın İlk Seri Üretim Hibrit Aracı

20 yıl kadar bir aranın ardından, 90’lı yıllar, elektrikli otomobillerin modern tarihinde önemli bir dönüm noktası oldu.
1996’da General Motors, elektrikle çalışan başka bir araç olan EV1’i piyasaya sürdü. Üretici tarafından karlılık endişeleri nedeniyle üretimin durdurulmasına rağmen, EV1 müşteriler ve araba hayranları arasında inanılmaz derecede popüler olmuştu.

Tabi teknolojinin mekanik anlamda öncüsü Japonya boş durur mu? 1997’de Toyota, dünyanın ilk seri üretim hibrit aracı olan Toyota Prius‘u tanıttı.

Hatta, Prius ABD’de tanıtılmadan önce Honda, Insight Hibriti 1999’da piyasaya sürdü ve bu onu 1900’lerin başından beri ABD’de satılan ilk hibrit haline getirdi.

Aracın yoğun eleştirilmesine rağmen Toyota Prius günümüze kadar sürecek olan elektrikli araç devriminin bir kez daha ateşlenmesine açıkça yardımcı oldu ve Tesla gibi şirketlerin ortaya çıkmasının ve Nissan Leaf gibi otomobillerin ortaya çıkmasının yolunu açtı.

Yıllar içinde Leonardo DiCaprio, Harrison Ford ve Jennifer Aniston dahil olmak üzere bir çok çevreye duyarlı ünlünün aracı satın almasıyla ününe ün kattı.

Gittikçe kötüleşen çevresel faktörlerin etkisiyle, sıkı savunucuları ve takipçileri giderek daha da arttı, araç yaygın bir ilgi odağı haline geldi ve bizi bugün olduğumuz yere getirdi.

2006 – Tesla’nın doğuşu

Hibrit ve elektrikli otomobillerin farklılığı, sektördeki boşluk ve son derece lüks tasarımı ve çekiciliği, Elon Musk’un sahip olduğu nispeten küçük bir start-up şirketi olan Tesla tarafından daha da keşfedildi.

Şirket, 2008’de Tesla Roadster adında tek şarjda 320 kilometrenin üzerinde bir menzile sahip tamamen elektrikli bir araç üretme niyetinde olduğunu açıkladı.

2010’lar – Devletlerin Elektrikli Otomobillere olan ilgilerinin artması

Roadster’ın piyasaya sürülmesinin ardından, çevre dostu otomobillere yönelik artan kamu talebinin yeterli olduğu ortaya çıktı.

Hibrit ve elektrikli otomobillerin önemli bir role sahip olduğu düşünülürken, hem kamunun hem de hükümetlerin dikkati, çevreye ve karbon emisyonlarının azaltılmasına her zamankinden daha fazla odaklanmaya kesildi. İşte karşınızda, elektrikli otomobilin şaşırtıcı derecede ilginç tarihi.

Merakımın som bulamadığı bir nokta var. O gün Ford Model T o kadar başarılı olmasaydı, ya da hiç var olmasaydı, elektrikli arabalar bugün nasıl olurdu? Tesla yine elektrikli otomobil deyince akla gelen ilk isim mi olurdu? Yoksa ezeli rekabette kendine bir yer edinmeye çalışan küçük bir araba markası mı olurdu?

Wright Flyer’ın ilk uçuşundan Boeing 747 gibi dev kuşlara kadar olan geçiş dönemi sadece 100 yıl sürdü. Bu yüzden elektrikli otomobil ve komponentlerinin geliştirilmesi durmasaydı pil teknolojisinin şimdi nasıl olacağını hayal edin. 200 yıl önce…

Günümüzde Elektrikli Otomobillerin durumu

Küresel ısınmanın artık önüne geçilemez olması, globalde çevrecilerin ağırlığının artması, petrol yakıtlarının stoklarının giderek azalması ve bu kalan stokları artık ülkelerin giderek askeri alanlarda kullanmak istemesi elektrikli otomobillerin önünü, günümüzde hiç olmadığı kadar açmış durumda.

Yalnızca bu mu? Her geçen yıl, Avrupa emisyon değerlerinin daha da sertleşmesi, Avrupa’nın dizel araçlara savaş açması, ABD’nin de Avrupa’nın ardından emisyon kurallarını katılaştırması elektrikli araçların önünü boş bir otobana çevirdi.

Geleceğin ne getireceği bilinmez elbette ancak, inişli çıkışlı hikayelerine bakarsak, elektrikli otomobiller dünyayı ele geçirmeye hiç olmadığı kadar yakın gibi görünüyor.

Geçmişe kıyasla günümüzün avantajı, teknolojik olarak insanlığın hiç olmadığı kadar ileri seviyede ve istediklerini yapabilir kabiliyette olması.

Ancak yine de akla gelen bir kaç soru var:

  • Eğer tüm dünya kümülatif olarak elektrikli otomobillere geçiş yaparsa;
  • lityum pil kaynakları yeterli gelecek mi?
  • dünya lityum pilden oluşan çöplüğüne dönecek mi?
  • bu kadar atık pilin olduğu bir çevreyi temiz tutmayı başarabilecek miyiz?
Daha Fazla Göster

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu