6 Maddede Koronavirüs vs Psikoloji | Akıl Sağlığınızı Nasıl Korursunuz?

Koronavirüs stres ve akıl sağlığı inforgrafik https://huglero.com

Koronavirüs tüm dünyayı gün geçtikçe daha fazla belirsizliğe sürüklüyor ve bu sinir bozucu pandemi hakkında sürekli üzücü haberler duyuyoruz. Bütün bunlar, özellikle zaten anksiyete ve OKB, kaygı bozukluğu vb gibi sorunları olan insanların durumlarının daha da kötüye gitmesine, sağlıklı olanların da bu durumdan etkilenmesine neden olabilir. Peki tedirgin tedirgin eve kapandığımız bu corona virüs günlerinde akıl sağlığımızı nasıl koruyabiliriz?

Tüm dünyada bir paniğe, bir umutsuzluğa yol açan hastalık yüzünden, çok mu erken konuşuyorum bilmiyorum ama insanlığın morali bozuk, ve uzun süre de bu şoktan kurtulacağa benzemiyor. Özellikle İtalya’da sokaklarda, banklarda ölmüş insanların sosyal medyada videolarının yayınlanması, her gün vaka sayısının artması, tüm bu felaket sonlandıktan sonra bile geride İtalya halkının benliklerinden yıllarca çıkaramayacakları sahneler bıraktı.

Bu yüzden kontrol altına almamız gereken önemli noktalardan birisi de bu. Sosyal medyadan ve haberlerden endişe etmek tabii ki normal, ancak birçok insan için mevcut zihinsel sağlık sorunlarını daha da kötüleştirebilecek de bir durum.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), koronavirüs salgını sırasında zihinsel sağlığınızı korumaya yönelik bir dizi tavsiyeler listesi yayınladığında, sosyal medyada yoğun ilgi görmüştü.
Anxiety UK‘den Nicky Lidbetter’in açıkladığı gibi;

Kontrolden çıkma ve belirsizliği giderememe korkusu birçok anksiyete bozukluğunun ortak özelliğidir. Dolayısıyla, önceden kaygısı olan birçok bireyin şu anda zorluklarla daha fazla karşı karşıya olduğu tamamen anlaşılabilir bir durumdur.

Bilinmeyen hakkında endişe duyma ve bir şeyler olacağını bekleme kaygı bozukluğunun esas köklerini oluşturan durumlardır. – Koronavirüs de makro ölçekte budur.

Rosie Weatherley’ – Akıl Sağlığı Kurumu/Mind

Peki Koronavirüse karşı zihinsel sağlığımızı nasıl koruyabiliriz?

30/03/2020 Koronavirüs son durum

1) Haber kirliliğini sınırlandırın ve okuduklarınıza ve izlediklerinize dikkat edin.

Günümüzde 7’den 70’e sosyal medya artık bir alışkanlık, bağımlılık. Hal böyle olunca, elden düşmeyen telefonlarda Facebook, Twitter gibi alanlarda dolanırken akış sırasında ardı ardına dünyanın her yerinden, her hangi bir kişiden, doğru ya da yanlış yüzlerce uyarıcıya maruz kalıyoruz. Ama gel gelelim beyin bunların hepsini ayrı ayrı algılayamıyor. Yani gördüğümüz tüm haberler sanki o gün orada bize yakınlarda olmuş gibi algılıyoruz ve ister istemez bu stres seviyemizi artırıyor.

Koronavirüs hakkında devamlı birçok haber okumak, videoları izlemek, temiz hava almaktan bile korktuğumuz şu günlerde kaygı düzeyinizin daha fazla artmasına neden olacaktır.

Kendinizi daha iyi hissettirmeyen içerikleri okumak veya izlemek için harcadığınız zamanı kısabilirsiniz. Haberleri kontrol etmek için bile bbelli bir zaman periyotu belirleyip sadece o zamanlarda kontrol etmek daha iyi olabilir.

Bugünlerde her zaman olduğundan çok daha fazla yanlış bilgi var – Maalesef hiçbir haber sosyal medya platformunu birbirinden ayırabilecek durumda değiliz. Bu yüzden direk devletin yetkili organlarından ve Sağlık bakanlığının web sitesi gibi güvenilir bilgi kaynaklarına bağlı kalarak haberdar olmanız en iyisi olabilir.

Ayrıca eğer okumadıysanız bu da ilginizi çekebilir :

2) Sosyal medyada takılmaya biraz son verin ve bildirimleri kapatın

Türkiye’de şu an yalan bilginin en az yaşayabildiği yer ekşisözlük diyebilirim. Kaynaksız haber paylaşana Yunan askeri muamelesi yapılan ekşi sözlükte asılsız iddialar hemen ilk dakikadan itibaren çöp haline geldiği için, yalan haberlerle karşılaşma ihtimaliniz diğerlerine oranla çok düşüktür. Diğer sosyal medya platformlarında isteyen, yalan doğru istediği görseli hazırlayıp yayınlayabiliyor. Bu da konumuzla ilgili yine canınızı sıkacak bir ton içeriğe maruz kalabilmeniz anlamına gelmekte.

Bu doğrultuda, Twitter’da sizi rahatsız edecek anahtar kelimeleri ve hesapları kapatmak, kalabalık Whatsapp ya da Telegram gruplarına dahilseniz bunları sessize almak, Facebook yayınlarını gizlemek bu dönemde sizi oldukça rahatlatabilir.

3) Ellerinizi yıkayın ama aşırıya kaçmayın

İngilterede yapılan araştırmada Corona virüs salgınını çok fazla dert edip takıntı haline getiren insanların obsesif kompulsif bozukluk davranışları geliştirdikleri ortaya çıktı. İnsanlar temizlik uyarılarını o kadar çok kafaya takmışlar ki, belli bir süre sonra el yıkama bir takıntı, bir bağımlılık haline gelmiş.

Evde kapalı kalmak zaten düşünmeye ve sıkılmaya oldukça fazla zaman ayırabilmemize neden olacak bir durum. Bu yüzden ellerinizi ne kadar sıklıkla yıkadığınıza, ne kadar deterjan kullandığınıza, gün içinde el dezenfektanı ya da kolonya gibi maddeleri ne kadar sık kullandığınıza dikkat etmeniz faydanıza olacaktır. Çünkü her durumda fazlası ellere de zarar verecek, takıntılı bir rahatsızlık haline de gelecektir.

Kullanılan el dezenfektanları ve kolonya gibi alkol ihtiva eden maddelerde aşırıya kaçmak, hiç bir şeye dokunmayıp evde oturuyor olmanıza rağmen sık sık bunları ele yüze sürmek ciltteki bazı dengeleri bozabilir, egzama tarzı rahatsızlıklara yol açabilir.

4) Yakınlarınızla sık sık iletişim kurun

Artan vaka sayıları zaten bir çok kişinin kendi kendini karantinaya almasına neden oluyor. Bu yüzden ev hayatına alıştığımız bu dönemde sevdiklerimizle sık sık iletişim kuracak fırsatımız da olacaktır. Bunu sık sık yaparak hem uzun süredir görmediğiniz insanlara güvende olduğunuz mesajını verir ve onların da güvende olduklarından emin olursunuz, hem de bu, neşelenmenin ve sıkıntılı anlarınızdan kurtulmanın en güzel yollarından birisi olur.

Dahası her gün rehberinizdeki belli kişileri aramak, muhabbet etmek, çoğu insanla araya ‘zaman’ giren ilişkilerinizin tekrar canlanmasını sağlayacak, bu da yukarıda yazdığımıza paralel olarak çevrenizde aslında ne kadar çok seveniniz olduğu hissi uyandırıp kendinizi güvende hissetmenize yol açacaktır.

Yani sözün özü, bu iki veya üç hafta sürecek gönüllü karantinanızı çok daha verimli geçirebilirsiniz.

5) Egzersiz yapmayı unutmayın

Belki düzenli spor hayatı olan bir sporcu, belki sadece parka yürüyüşe ya da koşuya giden bir bireydiniz. Belki bunların hiç birisini yapmasanız da yine de gün içinde aktif, gerek iş icabı gerek alışkanlıktan her yere giden gelen kıpır kıpır bir insandınız. Şimdi eve tıkılıp kaldınız ve git gide kilo aldığınızı hisseder oldunuz belki. Evde her gün harcanamayan bir yığın enerji var ve vücut bu kapanıp kalmaya hiç ama hiç hazır değildi.

” Şu günler bir geçsin, bir daha spor salonundan çıkarsam, ahh ah” Bir çok insan eminim böyle.

Bunların hepsi mümkün. Zaten eğer ki düzenli spora alışkın birisiyseniz, evde kapanmak halihazırda bozulan psikolojinizin üzerine bir de antrenman yapamadığınızdan görevini yapamamış hissi uyandırıyor olmalı.

Ama bir mat ve bir çift dumbell sahibiyseniz yapamayacağınız hiçbir hareket yok. Bunlar yoksa bile vücut ağırlığınızla bile normal bir antrenman çıkarmanız her daim mümkün. İhtiyacınız olan şey ise, bir kaç metre karelik manevra alanı, bir sandalye ya da sehpa gibi dayanıklı bir malzeme ve yeteri kadar motivasyon. Dışarı çıkıp kendinizi ve sevdiklerinizi riske atmıyor oluşunuz kapı pencereyi açıp 1 saatlik antrenmanı evde çıkaramayacağınız anlamına gelmez.

6) Ev ahaliyle çok yüz göz olmayın

Çin’de Coronavirüs yüzünden eve kapanan çiftlerde aile içi şiddet ve karantina sonrası boşanma oranları %300, yazıyla ‘yüzde üç yüz’ artış gösterdi.

Peki bu neden oluyor?

Belki sosyal doku, karakter, kültür ve kadın-erkek nüfus oranları bakımından Çinlilere benzemiyor olabiliriz ama bazı durumlar elbette benzer özellik gösterecektir.

Sebebini illa ki bilimsel kanıtlarıyla ortaya koymaya gerek yok. Biraz tahmin de bizi aynı sonuca götürüyor.

Normalde gün içinde kendi işiyle meşgul olan ve akşama kadar birbirlerini özleme fırsatı olan bireyler, birden aynı odanın içine, ellerinde hiç bir meşguliyetleri olmadan kapandılar, mahrem alan ortadan kalktı ve nihayetinde her hataları göze batar oldu. Sonuç olarak da çatışmalar ve ayrlık.

Bu karantina günlerinde yapılabilecek bir diğer faydalı şey varsa, o da karşımızdakine yalnız nefes alabileceği alanı sağlamak, eşimiz de olsa bireyin özeline saygı göstermek olsa gerek. Bunu farklı odalarda zaman geçirerek, farklı aktivitelere vakit ayırarak bir şekilde başarabiliriz.

Coronavirüs vücudunuzu belki eve hapsetmiş olabilir ancak aklınızı da hapsetmesine izin vermeyin. Normalde yaşadığınız hayat tarzını abartmadan biraz daha fazla hijyen yaşamak ve bunun yanında günlük aktivitelerinizi evde devam ettirmek gayet mümkün ve akıl sağlığımız için çok sağlıklı.

Yazımı beğendiyseniz şayet, teşekkür olarak sevdiklerinizle paylaşmaktan çekinmeyin!

0
Düşünceleriniz önemli. Bir yorum yazın.x
()
x